31 Mayıs 2012 Perşembe

Çarpı İşi

Henüz el atamadığım bir konu olmasıyla beraber bizim evde bol miktarda var çarpı işi. Babaannem ve anneannemin çeyizinden kalma el dokuması havluların üzerine işlenmiş olanlar çok güzeller özellikle fakat ben bugün onları fotoğraflayamadığımdan şu an evimde bulunan ve kullandığım birkaç tanesini paylaşmak istiyorum. Çarpı işini sevenlere belki bir fikir verir.


 Bu çerçeve içinde olan tamamı dolgulu, normalde nilüferler beyaz ve pembe oluyor fakat bu annemlerin çeyizlerinden kalma olduğu için sanırım o dönemde ipleri değerlendirmek için yapılmış, benim en sevdiklerimdendir :)




Burada sadece gül işlenmiş çevresi bir önceki nilüferler gibi dolgulu değil.



 Bunlar ise benim sürekli boynumda taşıdığım çarpı işleri ben şal olarak kullanıyorum, bunlar büyük yengemin bana hazırladığı bohça için işledikleri, onda daha pek çok var bunlardan fakat yeniden işlemeye dönmesi için henüz ikna edemedim. Daha sonra onun çarpı işlerini de fotoğraflayacağım. Ayrıca çarpı işini şal olarak kullanmak gerçekten çok güzel bir fikir diye düşünüyorum ben üzerimde taşımayı çok seviyorum :)





Bereket

Daha önce dolabı kapladığım desenli etiketlerle kolayını bulsam bütün evi kaplayacaktım ki nihayet bitti :)) dolabıma uygun olsun diye 5 litrelik yağ tenekesinden kendime bir çöp kutusu da yapmayı ihmal etmedim. İşte aynı desenli etiketle yaptığım çöp kutusu...

Öncelikle yağ tenekesinin üst kısmını keserek çıkardığım için kenarları keskin kaldı o yüzden pembe kumaş parçalarının içini elyafla doldurup yapıştırdım ve keskin kısımları yok ettim. Tabii öncesinde desenli etiketimle kutuyu kapladım.



 Daha önce yeğenlerime elbise dikmiştim onlardan kalan fırfırlarım vardı birazcık süsleme yaptım ve daha önceden yengemle pipo çubuklarından yapmış olduğumuz çiçeğimizi sıcak silikonla yapıştırdım,

içine de çöp atıldığında gürültü olmasın diye yine pembe kumaşla ve elyafla parçalar diktim.

 Son olarak yine fırfırlı parçadan kutunun atına da yapıştırdım çöp kutum artık hazır :))
Bu da kendi çapında bir köşe rafıydı gözüme birden pek işe yaramaz görününce onu da kaplayıp çalışma masamın üzerine yerleştirdim ıvır zıvırı biraz toparladı :)


30 Mayıs 2012 Çarşamba

Altı Üstü 5 Metre :))

Geçenlerde odamda temizlik yaparken, en çok kullandığım hobi malzemelerinin olduğu ıvır zıvır dolabı birden gözüme batmaya başladı üzerindeki koyu yeşil örtünün odamdaki ağırlığı pembe, mor, turkuaz, turuncu gibi canlı renklere hiç uymadığını fark ettim ve kendi kendime oldukça anlamsız buldum, o anda sanki her şey anlamını yitirmişti hemen bir çözüm bulmalıydım :)) (bazen böyle durumlarda işi abartıyorum kendim de farkındayım :) Ertesi sabah çözüm karşıma çıkıverdi daha önce almış olduğum 5 metrelik adını bilmediğimi şimdi fark ettiğim genellikle dolap içlerine yapıştırılan stickerlardan buldum (ben etiket diyorum).




Bu etiketimin deseni :)
 


Bu dolabımın kel ve karışık hali :)

Bu da kaplanmış hali :)

Altı üstü 5 metrelik o etiketler ya da sticker her neyse işte efenim, o kadar çok şey kapladı ki daha sonra onları da yayınlayacağım yine ve bu iş bana sadece 7 buçuk liraya mal oldu evim de hiç batmadı hatta daha derli toplu oldu, böyle küçük değişikliklerin güzelliklere dönüşmesi insanı gülümsetiyor :)

29 Mayıs 2012 Salı

Benim Çakıl Taşlarım Var İrili Ufaklı Kaybolduğumda Yere Yayıp Yol Yaptığım :)

Son günlerde bir şeyler üretmek çabası içerisindeyim, nedense çevremi güzelleştirirsem bütün işler yoluna girecekmiş gibi geliyor :)) (Öyle zor şeyler de değil eğlenceli kolay olsun istiyorum) Ben de işe evimden başladım, een sevdiğim fotoğraflara çerçeve yapıp asmak fikri ne zamandır vardı aklımda ama doğru malzeme bir türlü elime geçmiyordu, en sonunda o renkli çakıl taşlarıyla karşılaştım ana temayı onlar oluşturacaktı, fotoğraflarımıza eşlik edecek olan da onlara yakışmalıydı :)) Taşların altına da daha önce çok ucuza aldığım renkli pipetleri yerleştirdim sonuçtan şimdilik memnunum ama belki eklemeler yapılabilir :))
 Taşları ve pipetleri sıcak silikon ile yapıştırdım zaten son zamanlarda en çok sıcak silikon ile çalışıyorum.


Alttaki çerçevede çöp şişleri kulladım pipet kalmayınca onları kullandım ama bireştirmede biraz zorlandım, birkaç hafta önce sevgili Ecer Özmen'in blogunda görmüştüm tabii onun çalışmaları şahaneydi :)) onun blog adresini eklemek isterdim fakat henüz bu işlerde biraz acemiyim lütfen beni affet Ecer ama blog ismi ecerce :))

 Çöpşişleri kullandığım çerçevenin alt kısmını uzun bir şekilde bıraktım onun için bir fikrim var ama henüz gerçekleştiremedim :)


Neşeli bir hafta diliyorum çakıl taşlarım gibi rengarenk olsun :))

27 Mayıs 2012 Pazar

Birkaç Ömür Kıymetinde (Kuzguncuk)

          Yağmurlu bir Edirne akşamında dolu dolu bir İstanbul baharı paylaşmak yerinde olur mu bilmem ama benim içimde bahar havası var :)) Hani insanın ömründe öyle günler vardır ki birkaç ömür kıymetindedir. Ve yine o bilge kişiler derler ya insanın ömrünü uzatan yerler vardır işte Kuzguncuk öyle bir yer... İstanbul'un karşı yakasının belki de en güzel yerleşim yeri. Sözlerimi Yahya Kemal'in o İstanbul kadar güzel şiiriyle sürdürüyorum :))



  Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
  Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
  Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
  Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

  Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
  Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
  Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
  Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Hepimize güzelliklerle dolu bir hafta diliyorum bol tebessümlü olsun :)

İşte gönül tahtımıza kurulan Kuzguncuk ve en son Göksu sefası :))






Şair burada ille de yaseminler diyor :))


Eskiye olan sevgim hiç geçmeyecek biliyorum ben eskidikçe eski sevdası içimde olgunlaşacak, güzelleşecek :)) Değerin bilinmese de bir köşeye atılmış olsan da güzelsin sevgili vosvoscuk...






22 Mayıs 2012 Salı

Kavs-i Kuzah, Martılar, Kitaplar...

Martı Jonathan Livingston

Düşünürken düşünürken ilk paylaşımı aslında hiç düşünmeye gerek olmadığını farkettim :) Hayatımın, mesleğimin en önemli parçası olan kitaplardan başlayacaktım tabii ki... Küçükken annem her şeyden herkesten uzaklaşıp kitapların dünyasında bazen saatlerce bazen günlerce kaybolmama kızardı. Biraz da başka uğraşlar edin kendine derdi, hayatımda en çok kitaplara para vermeme de kızardı tabii nereden bilebilirdik ki günün birinde işimin kitaplar, kelimeler olacağını... Ve iyi ki sevmişim kitapları ve martıları ve denizi ve şekerleri ve renkleri ve kavs-i kuzahı hem yağmurlar hem gökkuşağını :)

Neden kavs-i kuzah çünkü hem yağmur hem gökkuşağı ve bende havalar bazen yağmurlu bazen gökkuşağı :)

Kitaba gelince zaten pek çok paylaşım var onunla ilgili ama en sevdiklerimden olduğu için başlangıca en çok o yakışırdı sanki ve ilk paylaşıma da kitaptan bir cümleyle bitirmek yakışır; 

"Gözünle gördüklerine inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış.  O zaman uçmanın anlamını daha iyi öğreneceksin."